30 Kasım 2014 Pazar
28 Kasım 2014 Cuma
2014 patoloji kongresine dair notlar-2
Genel değerlendirme ; Kongreyi genel
anlamı ile değerlendimek gerekirse, bilimsel anlamda zayıf, sosyal program
içerik anlamında ise oldukça zengin ve güzeldi. Yakın çevremden aldığım geri
bildirimler ve kendi gözlemlerim ve de hislerim keyifle gidilebilecek, ilgi uyandıran ya da
mutlaka gidilmeli denilebilecek bir sunum bulmakta oldukça zorlanıldığı yönünde. O
yüzden de kongre katılımcılarının çoğu oturumlara
pek fazla ilgi göstermeyip bunun yerine Trabzon’un çevresindeki güzelliklerden
faydalanmayı tercih etti. Kongre paramedikal içerik yönünden ise şuana kadar
katıldığım ulusal ve uluslararası kongreler arasında tartışmasız en güzel ve
keyifli olanıydı. Tarık Hoca'nın bilimsel makaleler ve etik, Mehmet
Hocanın patologun duygulanımı, Gülen’in uzmanlıkta Patoloji sunumu,
yapılan sergi ve yarışma organizasyonları oldukça dikkat çekiciydi.
·
Yemekler ve içecekler ; Kongrede nerede
ise herkesin tek ağız etmişçesine ortaklaştığı eleştiri konularından birisi
yemek ve kahve molası organizasyonuydu. Öğlen yemekleri , ilkokul çocuğunun
beslenme çantasını andıran içeriği ve sunumu ile oldukça yetersizdi ve hayal
kırıklığı oluşturdu. Ayrıca çay ve kahve gibi sıcak içecekleri alabilmek için
hazırlanan üzerlerinde tarih yazılı olan fişler oldukça komikti. Organisazyon
komitesi patologların sıcak içeceklere olan yakın ilgisinden korkmuş olacak ki
böyle bir uygulamaya gidilmiş. Lakin düşününce kongrede bir kişi günde kaç
bardak çay/kahve içebilir yada bunun maliyeti ne olabilir ki diye insan düşünmeden edemiyor.
·
Organizasyon firmasına dair ; Kongre sırasında organizasyon firmasıyla ilgili kendi adıma pek rahatsızlık
duyduğumu söyleyemeyeceğim. Genel anlamı ile güzel bir kongre organize ettiler
diye düşünüyorum. Lakin kongrenin son gününde kimi katılımcılara kağıt bitti
gibi komik sebeplerle katılımcı belgesinin verilmediğini duymam ben de biraz hayal
kırıklığı oluşturmuş olsa da genel kanım kongrede çok fazla sıkıntı
yaşanmadığı yönünde.
Firma katılımı ve standlar ; Bu
seneki kongrede katılımcı firmalar önceki senelere kıyasla daha dar bir alanda
stand kurmuştu. Alanın dar olmasından mı yoksa organizasyon komitesi bu kadar yer ayırdığı
için mi bilinmez ama çok fazla firma katılımı göremedik. Ayrıca standları teknolojik
yeni araçları karıştırmak, kurcalamak, öğrenmek hayali ile dolaşmaya çıktığımda
tektük ilgi çekici ürün dışında zihin açıcı
bir ürün ile pek karşılaşmadım.
Kongre gazetesine dair ; Kongrenin
en beğendiğim detaylarından birisi kongre gazetesinin günlük olarak panolara
asılmasıydı. Gazetede önceki gün kongrede yaşanan dikkat çekici olaylar ve başlıklar
yazılıydı. Bunun yanısıra kimi hocaların yazıları da yine bu gazetede
paylaşıldı. Gazete, kongrede olup biteni kuşbakışı görebilmek açısından oldukça
yardımcı oldu. Ayrıca organizasyonda paylaşılan yazılar bu tarzda patoloji
dünyasına dair süreli dergi ya da internet tabanlı güzel bir websitesi neden
oluşturulmasın diye düşündürdü. Böylelikle yayınlanacak dikkat çekici içerikler
ile patologun geniş evreni gözler önüne serilmiş ve çok güzel bir paylaşım
ortamı oluşturulmuş olur diye düşünüyorum.
Sergide gözüme çarpanlar ; Kongrenin
en sevdiğim yanından birisi üst katta gerçekleştirilen sergiydi. Belki de
ülkemizde patologlar tarafından ilk defa gerçekleştirilen bu organizasyonun her
kongrede tekrarlanması gerektiği kanısındayım.
![]() |
| Kutsal Yörükoğlu'na ait |
![]() |
| Ayça Erşen'e ait |
![]() |
| Ufuk Yörükoğlu'na ait |
![]() | |||
| Erdener Özer'e ait |
![]() |
| Sergülen Dervişoğlu'na ait |
![]() |
| Smear'ler ile hazırlanmış Atatürk portresi |
26 Kasım 2014 Çarşamba
2014 patoloji kongresine dair notlar-1
·
Sözel sunum ve posterlere dair ;
- Teknolojik posterler ; Kongre boyunca asılan tüm posterleri tek tek gezdim. İçlerinden ikisi içerdikleri ufak bir detay ile diğerlerinden ayrılıyordu. Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi ama her ikisinde de posterin sağ alt köşesinde bulunan görsel sayesinde posteri telefonunuzdan görme şansınız vardı. Ne olacak yani bu mudur demeyin hemen şimdi. Benim açımdan kongredeki posterler içerisinde yakaladığım en küçük ve en güzel detay buydu.
- Janjanlı posterler ; Çalışmaları bitirdikten sonra yapılması gereken en önemli iş, onları görsel bir boyuta taşıyıp, okunabilir ve dikkat çekici hale getirebilmektir. Bu noktada oldukça dikkatli olmak lazım zira posterin kendisi bir noktadan sonra okumayı engelleyici bir görsel nesne haline dönüşebilir.
- Dijital patolojiye dair posterler ; Kongredeki en ilginç çalışmalardan bazıları da dijital patoloji ile ilgili olanlardı. Çalışmalarda patoloğun değerlendirdiği biyopsiler ile bilgisayar programı yardımı ile değerlendirilen biyopsi sonuçları kıyaslanmıştı. Posterlerde her ne kadar mevcut halleriyle dijital patolojiyi olumlayacak veriler elde edilmemiş olsa da zannımca ilerleyen dönemde bilgisayar programları tanı koymada bizlere daha çok yardımcı olacak.
- Kongrenin handikaplı kısımlarından birisi ise sözel bildiri ve poster sunumları kısmıydı. Özellikle poster sunumu başlığını açacak olursam gezdiğim posterlerin %90’ından fazlası olgu sunumu şeklindeydi. Çok az sayıda çalışma ile kongre katılımının varlığı dikkat çekiciydi. Bunun sebeplerinin araştırılması gerektiği kanısındayım.
Aklıma gelen en önemli nedenler ise ;
-
Kongre
katılımını artırmak için her posterin kabul edilmesi
-
Katılımcıların
“kolaylıktan” dolayı olgu sunumuna yönelmeleri
-
Çalışma
yapma konusunda kişilerin takdir edilmemesi yada teşvik edilmemesi
Bu konuda özelikle de ilk iki sıradaki nedenlere yönelik aklıma
gelen çözüm önerisi ise ;
-
Kongrede
ayrı ayrı poster sunumu, sözel sunum sayısının açıklanması
-
Toplam
poster sayısının ayrıca olgu sunumu ve çalışma
sayıları şeklinde ayrılması
-
Son
olarak da çalışma sayısı/olgu sunumu sayısının oranlanması
Kongrelerde defalarca aynı olguların sunulmasını
engellemek ve tam anlamı ile olgu şöleni havasından kurtarmak için 3. sırada bahsettiğim oranın kongreler öncesinde açıklanması gerektiğini düşünüyorum.
Bu uygulamanın her yıl tekrarlanması ve bu oranın her
seferinde yukarıya doğru çekilmeye çalışılması Türkiye’de bilimsel anlamda patoloji alanındaki
gelişmeleri hızlandıracaktır.
Bir pencere de sözel sunumlara açmak gerekir ise ; sözel sunum sayılarının da benzer şekide
az sayıda olması,
bu sunumların bir şekliyle desteklenmesi yada teşvik edilmesi gerektiğini
düşündürmekte.
- Kongre için yapılan çalışmaları poster yapıp asmak tek başına yeterli değil. Zira gelen insanlarla fikir alışverişinde bulunmak, sohbet etmek, paylaşımda bulunmak veya eleştirilerini dinlemek çalışmadan gerçek anlamda sonuç almak adına zihin açıcı olacaktır. Dolayısıyla da kongrede bahsi geçen süreci kolaylaştırmak, posterlerden daha fazla geri bildirim alabilmek adına posterlerin kenarlarına geribildirim için kullanılacak küçük kağıtlar bırakmak veya posterlere mail adreslerini yazmak işlevsel olabilir.
8 Kasım 2014 Cumartesi
4 Kasım 2014 Salı
gün bizim günümüz :)
Yılın bir gününü seçip her sene kutlama fikri ilk olarak kim tarafından ve ne zaman akla geldi bilinmez ama kutlanması, hatırlanması gereken çok fazla sayıda gün olduğu aşikar.
Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, derken derken bütün yıl malumunuz dolu.
Lakin durum bu sefer başka ...
Bu sefer gün bizim günümüz :)
5 Kasım yani yarın Dünya Patoloji Günü ...
Royal Collage of Pathologist tarafından organize edilen, birçok değerli kurum tarafından da ortaklaşılan ve çok sayıda etkinlikle kutlanacak bir gün 5 Kasım.
Böyle bir günü organize etmekteki amaç ise Patoloji'nin anlamını, önemini halka aktarmak ve patologların insan hayatında ne kadar önemli roller üstlendiğini hatırlatmak olarak özetlenebilir.
İlgisini çekenler için bu gün için tasarlanmış websitesi linki de burada ;
http://www.ilovepathology.org/events/international-pathology-day
Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, derken derken bütün yıl malumunuz dolu.
Lakin durum bu sefer başka ...
Bu sefer gün bizim günümüz :)
5 Kasım yani yarın Dünya Patoloji Günü ...
Royal Collage of Pathologist tarafından organize edilen, birçok değerli kurum tarafından da ortaklaşılan ve çok sayıda etkinlikle kutlanacak bir gün 5 Kasım.
Böyle bir günü organize etmekteki amaç ise Patoloji'nin anlamını, önemini halka aktarmak ve patologların insan hayatında ne kadar önemli roller üstlendiğini hatırlatmak olarak özetlenebilir.
İlgisini çekenler için bu gün için tasarlanmış websitesi linki de burada ;
http://www.ilovepathology.org/events/international-pathology-day
Etiketler:
5kasım,
ciddi,
gün,
patoloji,
uluslararası
1 Kasım 2014 Cumartesi
patoloji'de reklamlar
Uyarı: okuyacağınız metin içerisinde reklam öğesi bulunmaktadır !
Malum günümüz dünyasının olmazsa olmazlarından birisi reklamlar.
Beğensek de beğenmesek de hayatımızın her yerinde bir şekilde karşımıza çıkıyor. Lakin bu konuya dair düşünürken, konu patoloji olduğunda bu konuya dair hiçbir reklam ile karşılaşmadığım aklıma geldi. Dolayısı ile de bu konuya bir el atmak istedim.
Kendi özel patoloji laboratuarım olsaydı hangi reklam sloganlarını kullanırdım diye düşünürken şöyle bir sonuç çıktı ...
Devamı gelecek ... :)
Malum günümüz dünyasının olmazsa olmazlarından birisi reklamlar.
Beğensek de beğenmesek de hayatımızın her yerinde bir şekilde karşımıza çıkıyor. Lakin bu konuya dair düşünürken, konu patoloji olduğunda bu konuya dair hiçbir reklam ile karşılaşmadığım aklıma geldi. Dolayısı ile de bu konuya bir el atmak istedim.
Kendi özel patoloji laboratuarım olsaydı hangi reklam sloganlarını kullanırdım diye düşünürken şöyle bir sonuç çıktı ...
Devamı gelecek ... :)
29 Ekim 2014 Çarşamba
patoloji'de cinsiyet dağılımına dair gözlemler
Hayat bir dengeler bütünü ...
.
Hangi konuya el atarsanız atın orada mutlaka dengeyi ve de onun yarattığı ahengi göreceksiniz.
Tescillenmiş bir durumdur ki, momentin varlığı Newton
tarafından yıllar öncesinden ispatlandı.
Amerika’yı yeniden yeniden keşfetmeye gerek yok.
Zira konu kadın ve erkekler olsa da kavram geçerliliğini koruyor.
Buna karşın malumunuz kadın erkek konseptinde konuya girmek her
zaman tehlikeli yada kışkırtıcıdır.
Kısacası
iki tarafı keskin bıçaktır ve bıçağın bir yakasına düşmek istemeseniz dahi bir
tarafa itilme olasılığınız yüksektir.
Bölümlere yeni
asistan başlangıçlarının da yakın zamanda yapılacağı gözönüne alınınca bu
konuya dair bir iki lakırtı yapmak gerektiği kanaatindeyim.
Zira kelimeleri doğru seçebilmek ve kendini ifade edebilmek
önemli. Ne de olsa işimiz üzüm gücümüz üzüm :)
Vira bismillah ...
Patoloji malumunuz kadın ağırlıklı çalışanları ile
karakterli tıp alanı. Malumunuz diyorum fakat benim bunu farkedebilmem oldukça geç bir
döneme tekabül ediyor. Anlatacağım hikayeler de zaten tam burada başlıyor ...
Varan 1
Hikayenin başlangıcı ilk olarak TUS tercih dönemine denk
gelir. O dönemde Patoloji tercihi yapmayı düşündüğüm için üniversiteler hakkında detaylı bilgi toplamaya
başlamıştım. Bu araştırmalar sırasında ilgilendiğim yerlerden birisi de Ankara
Üniversitesiydi. Bölümle ilgili bilgiler aldığım sırada öğrendiğim bilgilerden
birisi de asistanların tamamının (sanırım o dönemde 9 kişilerdi )kadın olduğunu
öğrenmiştim.
Öğrendiğim bu bilgi karşısındaki ilk olarak“ hiç erkek
olmaması ne kadar ilginç, denk geldi herhalde” diye düşünmüştüm.
Varan 2
Daha sonra bölüm araştırmalarımda sıra Ege Üniversitesi Patolojiye
geldi. Bölümü yazmayı düşündüğüm ve bilgi almaya gittiğim o dönemde bölümde
sadece tek erkek asistan vardı. Bölüm ziyaretim sırasında orayı tercih edebileceğimi ona
söylediğimde gözlerinde bir parlama yüzünde ise tarifi imkansız bir mutluluk ifadesi vardı.
Ve olaylar devam eder
....
Üniversite tercihimi
Ege’den yana kullandım. Bölüme başladığımda toplam 2 erkek asistandık ve
bizim dışımızda 7 kadın asistan arkadaşımız vardı.
Bölümde çalışanlar ve hocalar ile olan tanışmalarda yapılan erkek
olmama dair vurgular, diğer erkek asistanında ortamda olduğu sırada sohbetlerde
“hadi gözün aydın” takılmaları, gözümde bazı şeyleri şekillendirmeye
başlamıştı.
Bu olayların akabinde ve detayında doğal olarak mevzuya dair
kafamda reseptörler gelişti.
Doğaldır ki bu reseptörlerin affinitesi de zaman ve yaşanan olaylarla daha da arttı.
Bu mevzuya dair özellikle de kafamda iz bırakan bir de sohbet
oldu.
Varan varan üstüne
...
Sohbet personel bir abimizle aramızda geçmişti.
Abimiz sohbete hocam hoşgeldiniz beşgittinizden sonra, “vallahi
erkek asistan sayısı arttı sayenizde” ile bir giriş yaptı. Şaka yollu
takılmalardan sonra ben de “Olur ya neden olmasın bir sonraki sınavda yeni
gelen erkek asistan olur. %50 şans var” diye sohbeti devam ettirmiştim.
Söylediklerim karşısında diyoloğun devamı ise manidardı. “Doktorum
burada bir erkek asistan gitmeye yakın yeni bir erkek asistan gelir ve ardından
yeni gelen kişi de tek erkek olarak asistanlığında devam eder” demişti.
İçimden “yok artık
daha neler” dedim ...
Neyse gel zaman git zaman sıra makroskopi eğitimine geldi.
Malum gözlemleme evresi (balayı dönemi) bitti.
Eğitim almam gerekiyordu. Karar
alınmıştı ve erkek asistan arkadaş bana eğitim verecekti. Eğitimler sırasında
sohbet muhabbet derken makroskopide yaklaşık 15 yıldır bir erkek
asistanın diğer bir erkek asistana eğitim vermediğini öğrenmiştim.
Kafamda tüm bilgiler birer puzzle gibi birleşmeye
başlamıştı.
Puzzle’a dair ..
Evet patolojiyi seçen erkek sayısı çok az. Bir sebeple
tercih etmiyorlar ya da tam tersine kadınlar patolojiyi bir sebeple daha sık tercih
ediyorlar.
Bunun sebebi nedir bilinmez.
Geçen zamanla birlikte sevdiğim arkadaşlarımla keyifli zaman
geçirip birşeyler yapmaktan büyük haz alıyordum lakin birşeyler eksikti. Gel
zaman git zaman bu eksiklik dışında odada dönen sohbet konularına aslında çok
kadar uzak olduğunu fark etmem ve de erkek sohbetine olan özlemim herşeyi
açıklamaya başlamıştı. Artık diyet sohbetleri, alışveriş sohbetleri dışında
kulağım birşeyler duymak istiyordu.
“Eril yakarışım” bir şekilde duyuldu sanırım ki bir süre
sonra makroskopide çalışan teknisyenlerin tamamı erkek oldu. İlk başlarda bu
durum gayet iyi olmakla birlikte bir süre sonra çalışma ortamı bu seferde kahvehane ortamına
döndü. Zaman zaman momentin ucu yine kaçmaya başladı.
Herşey gerçekten iyi güzel hoş lakin malum hayatta herşey
denge üzerine kurulu. Denge bozulduğu anda orada hep bir arıza hep bir sıkıntı
oluşuyor.
Zamanla tariflemeye çalıştığım asimetrik cinsiyet dağılımı
her ne kadar sıkıntıya neden olsa da bir
süre sonra insan içinde yaşadığı duruma
alışıyor.
Neyse yeni asistan gelme dönemi yaklaştı ve yine erkek mi
geliyor bayan mı geliyor sohbetleri dönmeye başladı .
Ben ise en baştaki fikrime geri dönecek olursam, kadın olsun ya da erkek olsun sağlıklı olsun
yeter diyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















