Ruh hali ise ( affect ) içinde bulunulan ruh ikliminde ( duygu durum ) yaşanılan ruhsal dalgalanmalardır. Her mesleğin kendine göre ruh iklimi vardır ve zamanla insanları etkiler, değiştirir. Sözgelimi hukukçuların özellikle savcı ve hakimlerin empatiden yoksun “mahkeme duvarı” gibi ruh hali içinde görünmeleri mesleğin gerektirdiği ruh ikliminden kaynaklanır. Hekimliğin pek çok alanı de çalışanlar üzerinde bir ruh iklimi oluşturur ve bu iklime uyum göstermeye çabalayanlar arasında farklı ruh halleri görülse de genellikle mevsim normalleri içinde kaldığı için anormal olarak algılanmaz. Ancak mesleğe dışından bakanlar için durum hiç de normal görülmeyebilir. Psikiyatri uzmanlarının genel ruh hallerinin halk arasında pek de normal kabul edilmeyişi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Patoloji uzmanlık alanı da hekimliğin pek çok alanı gibi kendine özgü bir ruh iklimi yaratır ve patologlar da bu iklimin gerektirdiği ruh hallerine bürünürler. Ekşi sözlükte patoloji başlığı altında “Madde 20: Klasik müzik gibi bir şeydir patoloji. Yaş kemale erdikçe sevilir, anlaşılır” biçimindeki açıklama mesleğin zamanla insanı değiştirdiğine de vurgu yapmaktadır. Her alanda olduğu gibi mesleğin gerektirdiği ruh halinin farkında olup yüzleşilebildiği ölçüde sorun yoktur.
Dışarıdan bakış her ne kadar nerede durulduğuna ve önyargılara göre değişkenlik gösterse de atasözü gibi ortak kabul gören ve aktarılan söz, nükte, şaka gibi unsurlar ortak akla dair ipuçları barındırır. TUS’a hazırlanan tıp öğrencilerinin kariyer belirlemek için kullandığı biraz da esprili algoritmanın barındırdığı ortak akıldan yararlanacak olursak patoloji uzmanlık alanının çalışkan ve ağırbaşlı tıp öğrencilerinin daha çok seçtiği veya seçmesi önerilen bir branş olduğu görülmekte. Gerçekten de anestezi uzmanlığı gibi underground yaşamaya mahkum gibi görünse, preklinik bir branş olduğu sanısı yaygın bir kanaat olsa ve genellikle istenilen zamanda tahlil sonucunun hiç alınamadığı gibi genel bir önyargıyla muhatap olsa da patologlar Prof. Dr. Nadir Paksoy’un anlamlı benzetmesiyle takım oyunu olarak görülebilecek bir organizasyonda tıbbın kalecileridir.
Mesleğin getirdiği ruh iklimi ( duygu durum ): Kaleci psikolojisi
Bilirsiniz; takım oyununun yalnız kahramanlarıdır, kaleciler. Gözler hep diğer oyuncuların üzerindedir. Gerideki yalnız adam olmak da yetmez, duruşunuzla güven vermeniz de gerekir. Başarınız takım arkadaşlarının performansıyla ilişkilidir. Yeterli klinik bilgi ve destek alamadığımız durumlarda hata yapma-gol yeme olasılığınız yüksektir. Defans hata yapsa da çoğunlukla kaleci suçlanır. Yenilen gol kaleciye atfedilir. Her kaleci gibi ne kadar iyi kurtarışlar yapsa da yediği gollerle hatırlanmaktan kurtulamaz. Patolojinin de sağlık hizmeti üreten takım oyununun içinde en geride yalnız adam olarak yer almak, takım için güven verici olmak gibi zor bir yükü vardır. Zordur kaleci psikolojisi. Takımdan uzak, oyun boyunca pek kimseyle konuşmadan dikkatli bir izleyici olmak ve defansın da yardımıyla gol yememeye, en azından hata yapmamaya çalışmak zor ve yıpratıcıdır. Seyirci açısından pek dikkat edilmeyen bir yerde görev yaparlar. Kaleci psikolojisi takımdan izole olmayı, yalnız olmayı ve ne olursa olsun takımın gerideki son adamı olarak güven verici olmayı gerektirir. Takım gol atıp çılgınca sevinirken de kaleci bir kenarda yalnız başına sevinmekle yetinir. Dahası çok başarılı bir reflekse golü önlediği doğru teşhis verdiği zamanda da sanki hiçbir şey olmamış gibi tevazu içinde topu oyuna sokması beklenir.
