28 Ağustos 2014 Perşembe

patolojik züccaciye



İnsanoğlu yeni bir şey üretme noktasında  ne zaman dara düşse sıklıkla kendisine esin kaynağı olarak  doğayı seçer. Doğayı gözlemleyip onu taklit ederek yeni bir ürün ya da yeni bir fikir geliştirir. 

Galata kulesinden uçan Hezarfen Ahmet Çelebi

Misal bir kuşa bakıp uçma hayali ile yaşayan insanoğlu, kuşları inceler. Nasıl uçabildiklerini araştırır ve referans aldıkları şeylere bakarak benzeri yeni ürünler ortaya koyar. 

Bu gözlemler  insanlık için zihin açıcı deneyimlere yola açabildiği gibi zaman zaman da “ilginç” sonuçlara neden olabilmekte.

Bu “ilginç” deneyimlerden bir tanesine geçenlerde bir internet sayfasında rastladım.

İnternet sitesinde insan anatomisi ve histolojisi üzerinden yola çıkarak fincan, tabak, çanak gibi züccaciye tadında ürünler yanısıra fular, duvar kağıdı, yastık kılıfı gibi ürünler de satılmakta.




 Bu siteyi kim tasarladı, neden tasarladı bilinmez ama “ilginç” ürünler sunduğu kesin ...

 Yorum sizin ...







2 Temmuz 2014 Çarşamba

25 Haziran 2014 Çarşamba

iyi huylu mu kötü huylu mu ?

Ne zaman bir biyopsi sonucu sorulsa, her daim aklıma düşen karikatür ...



16 Haziran 2014 Pazartesi

mesleki datmin


Mesleki  tatmin yaşamak istiyor muyum?
Bu soruyu bir yerden hatırlıyorum sanki ... Çok tanıdık bir tınısı var. Yanlış hatırlamıyorsam beynimde ilk çınlamalarını intörn iken yapmıştı. İlk o zaman, mesleki tatmin yaşamak istiyor muyum istemiyor muyum diye kendime sormuştum. Benim öncelikli meselem bu mudur yoksa değil midir sorunsalı? Bu sorunsal bağlamında peşisıra mesleki tatmin nedir sorusu da sorulabilir lakin ilk sorunun verdiği heyecan sırasında bunu derinlemesine düşünmek pek mümkün olmuyor. Zira tekrar tekrar düşündükçe akla düşme olasılığı istatistiki olarak anlam kazanarak gündeminize beklemediğiniz bir anda pat diye girebiliyor.
Beynimdeki  ilk çınlamalar sırasındaki algım (o zamanın koşullarında)  mesleki bir tatmin yaşamanın klinik bir branşta yaşanabileceği üzerine kuruluydu. Herşeye karşın aranan mesleki tatmininin Patolojide de bulunabileceği, karşılanmasa dahi bu tatmine ihtiyaç duymadan da yaşamanın mümkün olabileceğiydi.
Günümüzde de malum eski, üzerinden geçilmiş soruları tekrar gündeme getirip tartışmak moda. Ben de geçmişte kendime sorduğum sorularımı yeni gözlüklerimle ve deneyimlerimle kendime tekrar sordum. 

Asıl soru mesleki tatmin nedir?
Meslek hayatında 3 koca yılımı devirdikten sonra (biliyorum bu yazılanlara farklı organları ile gülenler olacaktır ama elimi doldura doldura beylik laflar yazasım var) neredeyim, ne istiyorum ve neler olup bitiyor gibi beşbenzemez sorular uzmanlık sınavının da yaklaşmasıyle beraber  kendini  belli ediyor. Bu aralar bu sorular içerisinde beni en rahatsız edeni ise mesleki tatmin ile ilgili olanlar oluyor. Mesleki tatmin nedir ne menem birşeydir  tam olarak tarifleyebilmek  imkansız. Biraz soyut bir kavram ve içine neyi yakıştırıyorsanız onu koymak mümkün lakin bana öyle geliyor ki sözün  özünde  yatan ise insanın  yaptığı işin bir anlamının ve yansımasının olması.
Patolojinin  kaderinde mi var, yoksa bu kaderi şekilendirmekte biz mi biçilmiş kaftanız bilemiyorum fakat sanırım Patolojide mesleki tatmini yaşayabilmek en azından asistanlık eğitimi sırasında  imkansız. Mevcut iş yükü, sebepsiz ve gereksiz koşturmacalar, saçma bürokratik işlemler ve sayılası yüzbin milyon baloncuk gazoz tadındaki sıkıntılı durumlar insanın yaptığı işi hissetmesini ve bu işten keyif almasını engelliyor. Zira keyif almaya fırsat verilmeyen ortamdan da bir anlamlılık ya da kişisel anlamda pozitif bir hissiyat çıkamıyor. Hoş, bu olumsuz durumlar ortadan kalktığında dahi Patolojide pozitif bir hissiyat yaşayabilmek, işe yarıyorum ben diyebilmek mümkün mü konusu da oldukça tartışmalı. (Hastaya dokunmadan duramama fenomeni)
Kafamda deli sorular !!!!
Kimi zaman sosyal  hayatta  kimilerini kendini tatmin etmekle, ukalalık yapmakla suçlarız ya acaba yanılıyor muyuz? Ben de ukalalık yapmak isteyen, tatmin arayışında olan eleştirdiğim o insanlardan biri miyim acaba ? Düşünmeden çalışan bir kasiyer otomatizasyonunda ya da Charlie Chaplinin sessiz filmlerindeki gibi fabrikada tek tip iş yapan insanlar gibi olmak ve mutlu mesut yaşamak varken niye kafamı tatmin olma konusuna takıyorum. “ Masturbasyon yapma lan” beylik laflarını zaman zaman atan ben acaba eleştirdiğim insanların en azından samimiyeti kadar bile davranamıyorum da bunu kendimden mi saklıyorum.
Bu takıntı, bu tatmin arzusu niye?
Cevap veriyorum hazır olun ....
Cevabım kolay ve hazır ...
Bilmiyorummmm ... ( Tavsiye ediyorum her yerde işe yarar, yeter ki bilmiyorum demeyi bilin!!! )
İnsanın bildikleri bilmediklerine biraz yol gösterirmiş. Benim bildiğim ise insanlar hak ettikleri koşullarda, hak ettkleri şartlarda varlıklarını hissederek çalışmalı, işlerini severek yapabilmeli ve belki de en önemlisi yaptıkları işlere zekalarını da katarak anlamlandırabilmelidirler. Yoksa gerisi zamazingo ...      

7 Nisan 2014 Pazartesi

patoloji ve mesleğin hastalığı



    Her ne kadar ileri yaşta olmasak da, geçen zamanla birlikte vücudumuzda yavaş yavaş kimi anlamlı, kimi anlamsız şikayetlerimiz başladı. Kimilerimiz bu konularda oldukça tedirgin olup nerede ise ayağı taşa takılsa hemen doktora gidip kan tahlili yaptırma (endokrin hormon paneli de dahil) eğiliminde oluyor. Kimilerimiz ise doktor olmanın verdiği rehavetten midir bilinmez ama tam tersi bir umursamazlık içinde. Şikayetleri olsa dahi doktor gitmeyi istemez, ilaç kullanmaktan kaçınır, hatta ve hatta nerede ise doktorun kapısının önünden bile geçmek istemez. Bu konuda kendimi bir gruba dahil etmem gerekecek olursa kolaylıkla ikinci grubun prototipik bir insanı olduğumu söyleyebilirim.

   Buna dair de anlatılası kısa bir hikayem var. Malumunuz bu kışın popüler, hit olmuş gribi  H3N2 ortalığı yaktı kavurdu ve ben de kendisi ile tanışma fırsatı buldum. Hasta olduğum dönemde öyle yoğun sırt ağrılarım oldu ki zaman zaman akşam yatağa yatmakta, uzanmakta zorlandım. Hastalığın geçtiğini düşündüğüm dönemlerde de zaman zaman boyun ağrılarım kendini hissettirdi. Bu dönemde içinde bulunduğum grubun karakteristik özelliklerden olsa gerek tabi ki de doktora gitmedim. Geçen zamanla birlikte şikayetlerim çok umursanmaz düzeyde kalmış olmakla birlikte tam olarak bir türlü geçmedi. Fakat yakın zamanda okuduğum bir makale bu sorunsalıma tekrar parmak bastı. Buyrun makaleden cımbızlamalara ...

Kronikleşen boyun, sırt, bel ağrıları... 
Makalede patologlar ya da mikroskop ile çalışanlar için meslek hastalığı niteliğinde olan kas iskelet bozukluğundan bahsedilmekte. Bu bozukluk ise yanlış pozisyonda uzun süreli oturmaya bağlı olarak gelişmekte. Bunun sonucunda da kas iskelet sisteminde mikroiskemiler, gerilmeler ortaya çıkmakta ve kişide kronikleşen boyun, sırt ve bel ağrıları görülmekte


Risk faktörleri ...
Ara vermeden, uzun süreli mikroskop kullanımının bu ağrıların oluşmasında en önemli risk faktörü olduğu belirtilmekte. Okülere öne eğilerek bakmak  veya  mikroskopun bulunduğu seviyenin sandalye ve masa ile uygun şekilde ayarlanmamış olması da önemli nedenler arasında. Ayrıca günlük pratik içerisinde mikroskopi salonlarında yaygın olarak hala kullanılmakta olan ergonomik olmayan 
sabit açılı eğimli mikroskop kullanımı önemli risk faktörlerinden.


Çözüm ...
Ağrıların oluşmasını engelleyebilmek için nötral oturuş pozisyonunun sağlanabilmesi (kastedilen eğilip bükülmeden oturmak) en önemli çözüm. Bunun yanısıra uzun süreli mikroskopi kullanımına 5 dakikalık molaların verilmesi, klasik sabit açılı eğimli mikroskoplar yerine periskop tarzında, başın yere paralel şekilde karşıya bakabilmesine olanak veren mikroskopların kullanılması öneriler arasında bulunmakta. Son olarak ise her ne kadar mikroskopi salonlarında ya da hastanede uygulaması pek kolay gözükmese de kas egzersizlerinin yapılabileceği de belirtilmekte ...

Ez cümle ...

Makalede paylaşılan önerilerin tamamını uygulayabilmek kolay gözükmemekle birlikte bu konuda farkındalığa sahip olmak sanırım özellikle de genç patologlar için kritik bir öneme sahip ...

* Makale : Microscope Use and Musculoskeletal Disorders Am J Clin Pathol 2010;133:543-548
** Egzersiz Önerileri : http://ergonomics.ucla.edu/stretches/exercises/91-posture-strengthening-exercises.html